Bazen gidersiniz arkanızı dönüp sessizce, yüreğinizden geçen bu olmasa da. Bu ne bir vazgeçiş ne de teslimiyettir. Belki sonsuz sevgidir bu, belki özgür bırakmaktır sönmesin diye onun ışığı, belki de onu kendinizden korumaktır. Çünkü ondan yansıyan sevgi o kadar güçlüdür ki, yakar yüreğinizi alev alev ve bu ateşle yaşamak zor olur bazen. Kimi zaman onun sevgisindeki masumiyet ürkütür sizi, kimi zaman da kırılmasından korktuğunuz narin bir çiçek gibidir o. Bazen de farkına varırsınız sahiplenmenin sevmek değil de, bencillik olduğunun. Sıkışıp kalmışken fırtınalı duygularınızın deryasında, yanında olmak mıdır mutluluk yoksa yokluğunda duyduğunuz özlem midir? Bilemezsiniz. Belki de milyonlarca yıldızın arasından sadece sizin için ışıl ışıl parlamasıdır cezbeden. Belki de ay misali, aynı anda aynı yerde olamamak güneşle ancak onun enerjisi ile sonsuzluğa uzanmak ya da gece ile gündüz gibi hep birbirine hasret…
Ay ile Güneş gibiydik seninle sonra bir an geldi…
Tutulduk birbirimize ve sonra;
Bir daha bir araya gelemedik.
Bir araya gelemeyen sevgililerin sorumlusu kader ise eğer kadere öfkelen kederin tesellisi de sanırım sadece onun orada olduğunu bilmektir. Su ile Ateş’in hikâyesi misali;
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında ve sevdalanmış onun deli dalgalarına, hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa.
Ve demiş ki;
“Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol”
Su, dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa, “Al” demiş. “Yüreğim sana armağan”
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına. Zamanla su buhar olmaya, ateş kül olmaya başlamış. Su dayanamamış bu duruma çünkü ya kendisi yok olacakmış ya da aşkı. Baştan alınlarına yazılmış kaderi de, yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su. Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları. Aramış suyu diyar diyar günlerce, gecelerce. Ve bir gün suya varmış yolu. Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. O an anlamış aşkın bazen gitmek olduğunu ancak gitmenin, yitirmek olmadığını. Ateş durmuş, susmuş ve sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş. Ateşin yüreğini sadece su ve suyun yüreğini de sadece ateş alır olmuş.
Bazen imkânsıza dönse de mesafeler,
Sabırlıdır gönül, hep O’nu bekler.
Sevgi ise mesafe dinlemez.
Olmasa da yanında, o sevmeye devam eder…
''Unutma ki; yaşıyoruz. Unutma ki; öleceğiz.''
Yaşam dediğin ne ertelemeye değer ne de hafife almaya çünkü gerçek tam da şu an; bir bu dünyanın geçici oluşu bir de senin yürekte kalıcı his bırakan sevginin var oluşu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder