9 Nisan 2025 Çarşamba

Denize Aşık Bir Kadının Kalbinden

 Bazen insan birini sevmekle denizi sevmek arasında bir fark olmadığını anlar.


Deniz gibi… göz alabildiğine uçsuz, kokusu burnuna işledikçe hafızana kazınan, her hali başka güzel ama hiçbir hali tamamen senin olmayan. Dokunsan soğuk, baksan derin, içine dalsan kaybolmaktan korkarsın.


İsmini anmadan, ama adını içimde bin kez tekrar ederek… Onunla geçen anları zihnimde sarıp sarmalayarak. Gözlerini düşününce gözlerim doldu, gülüşünü hatırladıkça içim ısındı. Ama biliyorum, o başka kıyılarda demir attı. Belki de hiçbir zaman aynı limana ait olmadık. Yine de sevdim. Çünkü bazı kalpler, yan yana olamasa da aynı dalgada çırpınır.


Bazen sahilde oturuyorum… Önümde mavi, içimde kırık bir hayal. Denize bakıyorum. Ne zaman onunla içimde konuşsam, deniz dalga dalga taşıyor içimi. Sanki biliyor… Sanki “Ben de imkansızım” diyor bana. Ama ne denizden vazgeçebiliyorum, ne de ondan. Belki de bu yüzden seviyorum ikisini de bu kadar çok. 


Hiçbir zaman bana ait olmayacaklarını bilmenin verdiği o keskin, yakıcı, ama bir o kadar da büyüleyici his.


O gittiğinde deniz hep yanımda kaldı. Sessizce. Sabırla. Bana onun gibi davranmadı hiç. Yaklaştım, kucakladı. Ağladım, sustu. Konuştum, dalgalarıyla cevap verdi.


Ben denize âşık bir kadınım… Ve bir gün, kalbimdeki o imkansız aşkla birlikte, kendime yelken açacağım. Kendi limanımı bulana kadar da, dalgaların sesinde kaybolacağım.


Çünkü bazı aşklar yaşanmaz, sadece hissedilir.

Ve bazı sevdalar insanın içinde bir deniz gibi ömür boyu dalgalanır.


24 Mart 2025 Pazartesi

Ateş ve Su.

 Bazen gidersiniz arkanızı dönüp sessizce, yüreğinizden geçen bu olmasa da. Bu ne bir vazgeçiş ne de teslimiyettir. Belki sonsuz sevgidir bu, belki özgür bırakmaktır sönmesin diye onun ışığı, belki de onu kendinizden korumaktır. Çünkü ondan yansıyan sevgi o kadar güçlüdür ki, yakar yüreğinizi alev alev ve bu ateşle yaşamak zor olur bazen. Kimi zaman onun sevgisindeki masumiyet ürkütür sizi, kimi zaman da kırılmasından korktuğunuz narin bir çiçek gibidir o. Bazen de farkına varırsınız sahiplenmenin sevmek değil de, bencillik olduğunun. Sıkışıp kalmışken fırtınalı duygularınızın deryasında, yanında olmak mıdır mutluluk yoksa yokluğunda duyduğunuz özlem midir? Bilemezsiniz. Belki de milyonlarca yıldızın arasından sadece sizin için ışıl ışıl parlamasıdır cezbeden. Belki de ay misali, aynı anda aynı yerde olamamak güneşle ancak onun enerjisi ile sonsuzluğa uzanmak ya da gece ile gündüz gibi hep birbirine hasret…

Ay ile Güneş gibiydik seninle sonra bir an geldi…

Tutulduk birbirimize ve sonra;

Bir daha bir araya gelemedik.

Bir araya gelemeyen sevgililerin sorumlusu kader ise eğer kadere öfkelen kederin tesellisi de sanırım sadece onun orada olduğunu bilmektir. Su ile Ateş’in hikâyesi misali;


Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında ve sevdalanmış onun deli dalgalarına, hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa.

Ve demiş ki;


 “Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol”


Su, dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa, “Al” demiş. “Yüreğim sana armağan”

Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına. Zamanla su buhar olmaya, ateş kül olmaya başlamış. Su dayanamamış bu duruma çünkü ya kendisi yok olacakmış ya da aşkı. Baştan alınlarına yazılmış kaderi de, yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su. Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları. Aramış suyu diyar diyar günlerce, gecelerce. Ve bir gün suya varmış yolu. Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. O an anlamış aşkın bazen gitmek olduğunu ancak gitmenin, yitirmek olmadığını. Ateş durmuş, susmuş ve sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş. Ateşin yüreğini sadece su ve suyun yüreğini de sadece ateş alır olmuş.

Bazen imkânsıza dönse de mesafeler,

Sabırlıdır gönül, hep O’nu bekler.

Sevgi ise mesafe dinlemez.

Olmasa da yanında, o sevmeye devam eder…


''Unutma ki; yaşıyoruz. Unutma ki; öleceğiz.''


Yaşam dediğin ne ertelemeye değer ne de hafife almaya çünkü gerçek tam da şu an; bir bu dünyanın geçici oluşu bir de senin yürekte kalıcı his bırakan sevginin var oluşu.

23 Aralık 2024 Pazartesi

bitişler.

 bazen an gelir ve gider.

bir kum tanesini avcunun içinde tuttuğun gibi tutup, bırakmak istemediğin anlar olur, biter.

hiç bitmeyecekmiş kadar güçlü başlar, biter.

yorulmam dersin bir kaya gibi; meğer bakmışsın aşınmışsın ve savaşın biter. 

sığamazsın kendi içine, anlam biter.

asla yapmam dediğini yaşarsın, kibir biter.

nasıl olur, nasıl geçer dersin zaman su olur biter.

niyetini iyi tuttuğun, kötülük bilmediğin sürece hırsların biter.

can yakmaya heves etmeden, gönül yapmaya gayret edince ruhuna işkence biter.

sevdiklerinin mutluluğu ile mutlu olmayı öğrenince ruhunun hastalığı şifa bulur ve ıstırap biter.

sen kaderinin aynasısın. sen neye nasıl bakarsan aslında özünde o vardır. kader dediğin şey hayat, biter.

başlatmak istediğin ne varsa öncesi biter.

geceden önce gündüz biter.

gündüzden önce gece biter.

bir ana doğurur seni, senden öncesi biter.

bitişleri acı sanarsın ama başlangıçlar için hep bir şeyler biter.

bir gün doğdun, bir şeyler bitti.

bir gün ansızın öleceksin, her şey bitecek.

çünkü çok görme kendini. 

nihayetinde insansın, ömür biter.

geriye kalan bir kendinsin.

sen ne olmak istersin?

kötülük ve hırsla çürütülmüş bir hayatı bitirmek mi?

yoksa sana uygun olmayanı anlayınca usulca uzaklaşıp, kendini yormadan kendi halinde yaşanmış bir hayatı bitirmek mi?

hangisi daha sancılı biter?

ölümün olduğu dünyada fâni olana tutunmadan ama birinin yüzünde açan tebessüme sebep olarak gitmek nasip olsun dünyadan. 

senin geçici olduğun dünyada, kalıcı olan yok.

her şey geçer.

çünkü başlayan her şey biter.

yeni doğan güne / 06:06 / 24 Aralık 


“yakılır gemiler yakılmaz değil.

yusuf isen kuyudan çıkılmaz değil.”